I. GİRİŞ

 

Kartografi veya haritacılık çok uzun bir zamandan beri insanlığın ayrılmaz bir parçası olageldi. Mağara resimlerinden Antik Babil, Yunan ve Asya haritalarına, Keşifler Çağı'ndan yirmibirinci yüzyıla kadar insanlar kafalarında uzamsal bir dünya tasarımı oluşturmak ve dünya üzerinde yollarını bulabilmek için haritalar yaptılar ve kullandılar.

Haritalar insan topluluklarının yaşadıkları dünyanın uzamsal mahiyetine ilişkin bir ortak hafızayı oluşturuyorlar. Dağlar, ırmaklar, şehirler, denizler, adalar birbirlerine uzaklıkları içerisinde haritalarda yerini alıyorlar. Uzamsal olarak nerede bulunduğumuzu ve nereye doğru gitmekte olduğumuzu bize gösteriyorlar.

Haritacılık her şeyden önce her insanda içkin olan bir keşif heyecanını yansıtıyor. Ama bunun ötesinde harita yapımı adını bildiğimiz veya adını hiç duymadığımız birçok bilim dalının ortaklaşa kullanımını gerektiren oldukça teknik bir süreç. Ve nihayetinde, her ne kadar pratik bir amaç için yapılıyor da olsalar haritalar bize estetik bir güzellik de sunuyorlar. Özellikle geçmiş dönemlerde elle yapılan birçok haritanın birer sanat şaheseri olduğunu söylemek hiç de zor olmasa gerek.

Ama haritacılığın büyük ölçüde yeryüzü üzerinde siyasi, toplumsal ve ekonomik egemenlik kurma gayretlerinin bir sonucu olarak geliştiğini de unutmamalı. Haritalar tarih boyunca dünya üzerinde iktidar kurmanın araçları olageldiler.

***

Harita yapımının tarihi araştıranlar ilk haritaların tarih öncesi dönemlerde yapılmaya başlandığını söylüyorlar. Tarih öncesi insanların kayalar üzerine yaptıkları bazı resimlerin birer harita olarak düşünülebileceğini söylüyorlar. İnsanların küçük gruplar içerisinde yaşadığı toplumlar için bulundukları çevrenin haritalarını yapmaya pek bir ihtiyaç olmadığı düşüncesinden hareketle Üst Paleolitik Dönem’den (M.Ö. 30.000)  kalan ve haritalar olarak görebileceğimiz bazı taş kazıntılarının işlevinin muhtemelen büyüsel veya kozmografik nitelikte olduğunu  söylüyorlar.

Ama bu soyut çizimlerin gerçekte neyin bir soyutlaması olduğunu kestirmek oldukça zor. Bunların aslında birer harita olmayabileceğini söylemek de pekâlâ mümkün.

Tarih öncesi insanların çizdiği ilk haritalar gök haritaları mıydı?

İlk harita örneğimiz Fransa’daki 16,500 yıl öncesine ait Lascaux Mağarası’ndan. Burası bildiğiniz gibi yaban hayvanlarından oluşan kaya resimleriyle ünlü bir mağara. Ama 2000 yılında yapılan araştırmalar buradaki resimlerin dünyanın ilk gök haritası olduğuna işaret ediyor.  Dr. Michael Rappenglueck kimi noktalarla süslenmiş bazı resimlerin başlıca takımyıldızları andırdığını söylüyor. Örneğin, kuş kafalı bir adama saldıran bir boğa ve yanlarındaki, bir çubuk üzerinde duran bir kuşun olduğu görece daha soyut resmin Yaz Üçgeni olarak bilinen Vega, Deneb ve Altair yıldızlarını temsil ettiğini iddia ediyor.

Öte yandan Rappenglueck, İspanya’daki Cueva di El Castillo mağarasında bulunan 14.000 yıl öncesine ait resimlerden birindeki kavisli noktalar örüntüsünün Kuzeytacı takımyıldızı olduğunu söylüyor.

Önemli Neolitik örnekler arasında Anadolu’daki Çatal Höyük’te bulunan, yaklaşık olarak M.Ö. 6200 yılına ait tasvir (Bkz: Resim 1) ve Valcamonica’daki İtalyan Alplerinin eteklerindeki yaklaşık olarak M.Ö. 1500 yılına ait bir dizi karmaşık topografik imgeler sayılabilir.

 

Resim 1: Çatal Höyük'te bir duvar üzerine çizilmiş haritanın rekonstrüksiyonu. Üçgen biçimli noktalı imgenin o dönemde faal olan Hasan Dağı olduğu iddia ediliyor.