Üstad'a Hürmet |
Erzurumlu İbrahim Hakkı / Şeyh Galib |
Burada Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Şeyh Galib'in hakikat ve irfan yolunda kendilerine kılavuzluk eden üstadlarına çok derin bir sevgi ve hürmetle yazdıkları şiirleri okuyacaksınız. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Fakirullah Tillovî için yazdığı şiir Âkıbet başlığını taşıyor. Şeyh Galib'in Mevlana Celaleddin-i Rumi için yazdığı şiirin başlığı ise Sendendir... |
ÂKIBET Cân u dilde hâne kıldın âkıbet Ol cünûn zencirini tahrîk edüb Aşk-ı bî-pervâya mahrem eyledin Dâne-i nâçiz idim ben zîr-i hâk Dâne iken bâğ u bostân eyledin Cümleden kat‘ eyledin çün gönlümü Hamr-ı vahdetten içirdin tab‘ıma Sâkî gülzâr-ı cânsın dem-bedem Ey Fakîru'llâh bu Hakkı bendeni
Can ve gönüle yerleştin — sonunda. Gönlümü vîrâne kıldın — sonunda. / O delilik zincirini harekete geçirip, sen beni dîvâne kıldın — sonunda. / Korkusuz aşka düşürdün, aklımı yitirttin — sonunda. / Toprağın içinde değersiz bir taneydim, taneyi yüz tane kıldın — sonunda. / Tane iken bağ ve bostan eyledin, toprağı baştan aşağı köşke çevirdin — sonunda. / Her şeyden uzaklaştırdın gönlümü, sevgiliye ulaştırdın — sonunda. / Bir-olmaklık şarabından içirdin çektiğim sıkıntılara, ruhumu büyük bir kadeh haline getirdin — sonunda. Saki, cânın gül bahçesisin her zaman, gönlümü meyhâne kıldın — sonunda. / Ey Fakîrullah bu Hakkı kulunu kendinden geçmiş bir aşık kıldın — sonunda.
SENDENDİR Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın Veren bu sûret-i mevhûme revnak reng-i hüsnündür Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide Senin pervâne-i hicrânınam sen şem’-i vuslatsın Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem Gören sergeştelikde girdâb-ı dest zann eyler Niçün âvâre kıldın gevher-i gaitanın olmışken Şafak-tâb eyledin peymânemi hûnâb ile sâkî Sanadır ilticâsı Gâlib'in yâ Hazret-i Monlâ
Sen benim Efendimsin, benim bu cihanda itibarım varsa sendendir. Aşıklar arasında bir şöhretim varsa yine sendendir. // Benim hayatımın bereketi, akıp giden ruhumu ortaya çıkaran sensin. Eğer ömrümde bir kazancım varsa senin sayendedir. // Bu vehmi; hayal ürünü olan şekle parlaklık ve canlılık veren senin güzelliğinin rengidir. Hayalimin bir gülbahçesi, ilkbaharım varsa bu senin ihsanındır. // Devrinde felekten zerre kadar incinmedim. Ey nurlu güneş! Eğer ah edip ağlıyorsam senin için ağlıyorum. // Sen kavuşma mumusun. Ben ise senden ayrı kaldığımdan sana kavuşmak için bir pervane gibi senin etrafında dönüyorum. Her gece sana kavuşma arzusuyla dolup taşıyorum fakat bu da yine senin sayende olmaktadır. // Aşkının şehidi oldum. Göğsüm yaralarla lâle bahçesine döndü. Eğer kabrim nurluysa, aydınlıksa, karanlıklardan kurtulmuşsam bu da senin sayende olmuştur. // Beni başı dönmüş, başıboş gören, bir çöl girdabı sanır. Yoklukta yok olmuşum. Dünyada da ukbada da neye sahipsem, hepsi sendendir. // Senin yuvarlanan incin olmuşken beni niçin avare bir hale getirdin..? Gönlümün aynasında bir toz parçası varsa bu da yine sendendir. // Sâkî! Gözyaşlarıyla kadehimi parlattın. İçki sohbetinin sabahında bir türlü kendime gelememişsem senin yüzündendir. (Sohbet toplantısı "Elest" toplantısıdır. Bu toplantının sabahı da insanın dünyaya gelmesidir. "Elest" toplantısındaki sarhoşluk ise ilahi aşkla kendinden geçmedir). // Ey Hazret-i Mevlânâ! Galib’in ilticası (sığınması) sanadır. Benim eğer iftihar edeceğim, övüneceğim bir şeyim varsa, bu da bana, senin lütfundur. |