Cinsel Özgürlük

 

O zamanlar 'açık çift' kuramsallaştırıldı ve uygulamaları da zaten yaşanıyordu. Bu tasarım da köküne kadar liberaldir. Henüz tanımadığımız Karl Popper açık toplumu anlatmıştı. Bu da bizim ‘açık çift’ tasarımımıza el veriyordu. Elbette 68’li genç çiftler arasında da tutku ve hatta kıskançlıklar yaşanmaktaydı, ama bunlar hoş karşılanmıyordu; serbest cinsellik, cinsel yaşam trajedisi yaratmamalıydı. Seks bir eğlence, bir oyun olmalı, asla ciddileşmemeliydi. Çünkü ciddi olan tek şey, bizim yaptığımız tarihti. Çift, serbest değişme anlayışıyla yeniden tanımlanıyordu; annelerimizin ve babalarımızın çifti koruyuculuk tutumlarına karşı bir alternatif geliştiriyorduk.

Geçenlerde benim yaşımdaki biri şöyle dedi: "68’e katılıyordum, çünkü kız tavlamanın en iyi yoluydu." Bu, bütünüyle yanlış sayılmazdı. Gerek önceleri, gerek 68 sırasında ve sonrasında, yaşıtımız kızları tavlamak için dansa gidilirdi. İtalyan genç erkeklerinin baleyi küçümseme adeti, beni zamanın moda danslarını öğrenmekten alıkoyamamıştı. Lokallerde ‘slow’ dans ediliyordu, yani birbirine sarmaş dolaş. Hiç tanımadan dansa kaldırdığımız kızın dansın sonundaki teşekkürü, dansa mı, yoksa cinsel olarak arzulanıyor olmasına mı yorulmalı, pek anlaşılmazdı.

Bizler ‘farklı’ydık, ille de cinsel uyarım olmaksızın, yalnızca yol arkadaşı olmak bile, bizler için yeterince ayartıcı olurdu. Toplantılardaki ‘yoldaş’ kızlarla karşılaşmalar, bizim ‘soyut tutkularımız’a karşılık verebilecek kızları, öyle uzun uzadıya uğraşmadan bulabilmemize, hiç değilse kuramsal olarak olanak yaratıyordu.

Şöyle denebilir: 68 batıda, bir yüzüyle tarihsel başarısına erişmiştir: cinsel özgürleşme. O zamandan bu yana karşı cinsler arasındaki ilişkiler değişmiştir. Kadın-erkek eşitliği önemli bir ilerleme göstermiş, homoseksüellik belli bir hoşgörü kazanmış, kürtaj yasallaşmıştır. Ortaçağa ait ‘kurala uygun aşk’ tutumuyla sürdürülmekte olan bekaretin korunması geleneği, bu yıllarda gerçekten ortadan kaybolmuştur. Kendimizi, çok değil, bizden yalnızca bir on yaş kadar büyük olan, ama cinsel tutumlarıyla geçmiş bir çağda yaşayanlarla karşılaştırdığımızda, attığımız kararlı adımı görüyorduk.

Memleketim olan Güney İtalya’da da, genç kızların bekaretlerini düğüne kadar korumaları, 60’lı yıllarda hala çok önemliydi. 68’le birlikte, birkaç yıl içinde hızlı bir değişiklik yaşandı ve gençlik için bekaret, bu özenle korunması gereken çeyiz, olabildiğince çabuk kurtulunması gereken bir yük oldu. Bu gelenek değişikliği, kadınların edindiği, önceleri salt erkeklere hak görülmüş olan, utanmasız ve çekincesiz cinsel davranışın yaygınlaşması, 68’den önceleri de bazı ülkelerde görülüyordu; öncelikle Lüteryan bir disiplinin iyice içlerine işlemiş olduğu İskandinav toplumlarında bu değişim çoktan başlamıştı. Ünlü cinsel devrim 68’in bir ürünü değildir. Daha çok tersi doğrudur. 68 hareketi, zamanın sekülerleşme ve cinsel demokratikleşme süreçlerini politik bir devrim rengine büründürmüştür. Kaldı ki, bu süreçler daha çok liberalleşme süreçleriydiler.

Gramsci "Tutukevi Defterleri"nde özgür aşk savunucularının işçi hareketlerine getirdiği sorunlar üzerine yazdı. Sosyalistler, uyanık erkekleri ve kadınları, o her şeyden daha önemli olan toplantılarına katılmaya inandırabilmek için yedi gömlek ter dökerlerdi. Oysa özgür aşk savunucuları gelip de sözü aldıklarında, işleri çok kolay olurdu. Sosyalistler ciddi devrim vaazları verdiler, oysa diğerlerinin inandırma uğraşı bir Fars oyunuydu. Gün gibi apaçık olan ise, özgür aşk savunucularının dünyanın büyük bir bölümünde zafere erişmiş olmalarına karşın, sosyalistlerin her yerde yenik düşmüş olmalarıdır. Aşk özgürlüğü tarihsel başarı olarak, bedeli ne olursa olsun ekonomik eşitlik ilkesine üstün gelmiştir. Wilhelm Reich’ın ve Cicciolina’nın (parlamentoya seçilmiş olan İtalyan porno yıldızı) düşüncelerinin, Gramsci’nin ve Mao Tse-Tung’unkilerden  daha inandırıcı olmuş oldukları görülüyor.