![]() |
|
| Sidarta | |
| Hermann Hesse | |
Sidarta'nın yüzünü göremez oldu. Bambaşka yüzler, yüzlerce, binlerce, bir ırmak gibi akıp giden yüzler gördü. Hepsi gelip geçiyordu, sanki hepsi birden aynı anda geçiyordu, hepsi durmadan değişiyor, yeniden biçimleniyordu, hepsi Sidarta oluyordu. Bir balık yüzüyordu, sonsuz acılarla çırpınan gövdesini, fırlamış gözlerini, balığı ölürken gördü. Yeni doğan bir çocuğu, çocuğun kıpkırmızı, kıpkırışık, ağlamaktan morarmış yüzünü gördü. Bir cinayeti, bir bıçağın insan vücuduna saplandığı yeri gördü. Bir katili gördü aynı anda. Zincire vurulmuş katili kafası baltayla kesilmiş gördü. Erkekleri ve kadınları çırılçıplak çılgınca sevişirken gördü. Sessiz, soğumuş, upuzun cesetleri boşlukta gördü. Yaban domuzları, timsahlar, filler, boğalar ve kuşları, koparılmış kafalarını gördü. Tanrıları, Krişna ve Agni'yi gördü.
Ve Govinda bu gülümseyen maskeyi, akıp giden görünümler üzerinde bütünleşip Bir'leşen o ölümsüz gülümseyişi, binlerce doğanın, binlerce ölenin aynı aynı hep birden gülümseyişini gördü. Sidarta'nın yüzündeki bu gülümseyiş, Buda'nın yüzündeki o durgun, o duru, nüfuz edilmez, incecik, belki iyilik, belki alay dolu, binlerce karışık, sabır ve katlanma dolu o aynı bilge, aynı evren dolu gülümseyişti. Govinda biliyordu, yetkinler böyle gülümserdi. Zaman var mıydı, yok muydu, gördüğü görünmeler bir saniyecik mi, yoksa bir yüzyıl mı sürdü, bilemiyordu. Sidarta var mıydı, Gotama var mıydı, Sen ve Ben var mıydı, bilemiyordu. Ta yüreğinin içlerine bir ok saplanmıştı, yüreğinin içi yanıyordu. Govinda varlığının derinlerinden, ta içinden büyülenmiş, çözülmüştü.
Govinda engin bir saygıyla eğildi, gözlerinden yaşlar boşanıyordu, duymuyordu, içini sonsuz sevginin ateşi dağlıyordu, yüceleştiren en ulu, en baş eğen saygı yüreğinden tapınak gibi yükseliyordu. Yerlere kadar eğildi, oturan adamın önünde toprağa kadar, ömründe sevdiği, ömründe kendisi için değer ve anlam taşıyan, kutsal olan ne varsa hepsini kapsayan bu gülümseyişin ve bu gülümseyişiyle ışıldayan adamın, oturan adamın önünde toprağa kadar eğildi.
|