![]() |
| Gazel / Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı |
| Fuzulî |
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver Perde çek çehreme hicrân günü ey kanlı sirîşk Yetti bî-kesliğim ol gâyete kim çevremde Ne yanar kimse bana âteş-i dîlden özge Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Şiirin günümüz Türkçesiyle açıklaması 1. (Ey sevgili) sokağının sonunda (yani senin yanına varmakla) belâdan başka elde edeceğim bir şey yok; aşkının yolunda yok olup gitmekten başka bir hedefim yok. 2. Ey âh! Gam meclisinin ney’iyim, ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka ne bulursan savurup dağıt. 6. Ey dalga, gözümün yaşının üzerindeki hava kabarcıklarını bozma, ki onun şiddetli akışı bu gözden başka hiç bir şeyi sağlam bırakmadı.
Şiirde geçen kelimelerin günümüz Türkçesindeki karşılıkları: 1. Hâsıl: husûle gelen, ortaya çıkan / Ser: nihayet, son; baş. Kûy: köy; mahalle ve işlek yol, sokak; sevgilinin bulunduğu yer. Garâz: maksat, amaç, hedef, istek. 2. Bezm: meclis. Yel: rüzgâr. Od: ateş. Hevâ: istek, arzu, sevgi. 3. Çehre: yüz. Hicrân: ayrılık. Sirîşk: gözyaşı. Mâh-likâ: ay yüzlü, yüzü ay kadar güzel olan sevgili. 4. Yetmek: varmak, erişmek. Bî-keslik: kimsesizlik. Gâyet: nihayet, uç, son. Çizginmek: dönmek, dolaşmak. 5. Dîl: gönül. Bâd- sabâ: doğudan esen, hafif, hoş rüzgâr. 6. Mevc: dalga. Habâb: suyun üzerindeki hava kabarcıkları. Seyl: sel, şiddetle gelen şey. İmâret: umran, bayındırlık. Binâ: göz. 7. Nice: nasıl. Temettu': kâr etme, kazanma, kâr, fayda. Sadâ: ses.
|
|