19. Yüzyılda İstanbul'un Demografik Yapısı
Zeynep Çelik
 

19. Yüzyılda İstanbul'un nüfusundaki artış, diğer Avrupa kentlerinin nüfuslarında görülen artışla paraleldi. İstanbul ve banliyölerinin 1844'teki nüfusu yaklaşık 391.000 iken, 1856'da bu sayı 430.000'e, 1878'de 547.437'ye ve 1886'da 851.527'ye ulaşarak, kırk yılda ikiye katlanmanın da ötesinde bir artış göstermişti. Ancak 1885'e gelindiğinde nüfus artışı istikrar kazanmış gözüküyordu; 1906 sayımında, 1886 ile 1906 arasındaki yirmi yıllık dönemde, kent nüfusunun sadece 13.049 arttığı gözlendi. Bu durum diğer Avrupa başkentlerinde görülen demografik gelişmelerle uygunluk gösteriyordu, ancak İstanbul'da kökenleri farklıydı.

Avrupa'nın başlıca kentleri, İngiltere'de olduğu gibi, sanayi devriminin getirdiği bir hızla büyümüş veya Paris ve Viyana gibi başkentler hükümetlerin merkeziyetçilik politikalarından faydalanarak gelişmişlerdi. Osmanlı başkenti sanayi devrimini yaşamamıştı, bu nedenle de Batıdaki olumsuz etkilerinden uzak kalmıştı. Bunun yanı sıra, devletin kente karşı politikasında herhangi bir değişiklik olmadığından, imparatorluğun başkenti olarak ayrıcalıklı konumu devam etmekteydi.

İstanbul'un nüfus artışının nedenlerinden biri, Güneydoğu Avrupa ve Rusya'nın güneyindeki kargaşadan kaçan Müslüman halkın Osmanlı Devletine akınıydı. Bundan başka, kente gelen yabancı gayrimüslimlerin sayısında önemli artışlar olmuştu. 1840 ile 1900 yılları arasında İstanbul'a yerleşen 100.000 gayrimüslim, çoğunlukla kapitülasyonlar ve Avrupalı tüccar ve yatırımcılara tanınan diğer haklardan yararlanmak için gelmişti.

1885 sayımında İstanbul'da yaşayan Osmanlı tebasının milletlere göre dağılımı şöyleydi: Müslüman %44,06, Ortodoks Rum %17,48, Ermeni %17,12, Yahudi %5,08, Katolik %1,17, Bulgar %0,50, Latin %0,12 ve Protestan %0,09. Nüfusun geri kalan %14,74'ünü ise yabancılar oluşturuyordu. Yabancı nüfusun yüksek çıkmasının nedeni, kısmen Osmanlı vatandaşı gayrimüslimlerin yabancı devlet tebasına geçerek sefaretlerin koruması altına girmeye çalışmalarıdır. Bu grubun ekonomik faaliyetleri ve dünya görüşleri Avrupalılara yakın olduğu için, İstanbul'un gelişmesine katkıları, artan batılılaşma eğilimini güçlendirici yönde olmuştur.

Altıncı Daire-i Belediye'yi oluşturan Pera, Galata ve Tophane mahallelerinin nüfus dağılımı ise şöyleydi: %47 yabancı, %32 Osmanlı gayrimüslim ve sadece %21 Müslüman. Beşiktaş ve Boğaz'da Rumelihisarı'na kadar bazı köyleri kapsayan Dördüncü Daire-i Belediye barındırdığı yabancı nüfus açısından ikinci geliyor ve %43 oranındaki Müslüman nüfusa karşılık yabancılar bu bölge nüfusunun ancak %10'unu oluşturuyorlardı. Haliç'in kuzey yakasındaki bu iki bölgenin tersine, İstanbul yarımadasının yabancı nüfusu sadece %1,5 civarındaydı. Birinci, İkinci ve Üçüncü Dairelerden oluşan tüm yarımadada Müslümanlar, toplam nüfusun yaklaşık %55'ini oluşturuyorlardı.

Bu sayılar İstanbul'da 19. yüzyılın ikinci yarısında belirli bir yerleşim modelinin ortaya çıktığını göstermektedir. Yabancılar eski Ceneviz mahallesi Galata ile yeni uzantılarında, Müslümanlar ise genellikle İstanbul'da yaşıyorlardı. Oysa, 19. yüzyılın ikinci yarısında hatırı sayılır bir Müslüman cemaati Haliç'in kuzeyine taşınmaya başladı. Her ne kadar gelir dağılımına göre mahalle nüfuslarına ilişkin verilere sahip değilsek de, Haliç'in kuzeyine yerleşenlerin Batılılaşmış üst sınıf Müslümanlardan oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun birbiriyle bağlantılı iki nedeni vardır. Birincisi, Avrupa değerlerine ve yaşam biçimine açılmış, onlara alışmaya çalışan bazı Türklerin Altıncı Daire'nin çağdaş hizmetlerinden yararlanmak istemeleridir. İkincisi ise 1856'da sarayın Topkapı'dan Dolmabahçe'ye taşınması üzerine birçok yüksek devlet memurunun padişahı izlemeye kendilerini mecbur hissetmeleridir. Bu süreç Yıldız Sarayı'nın inşasından sonra da devam etmiş, yüksek gelirli Müslüman kesim sarayların etrafında mahalleler oluşturmuştur. Nüfus artışı ve dağılımının etkileri kentin fizikî büyümesinde de kendini göstermiştir.

 

Künye: Çelik, Zeynep, 19. Yüzyılda Osmanlı Başkenti: Değişen İstanbul, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2. Baskı, 1998.